ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail ile birlikte İran’a karşı başlattığı savaşın, beklenen hızlı sonucu vermemesi hem Washington’ın Orta Doğu stratejisini hem de Trump’ın siyasi geleceğini zorlayan gelişmeler arasında gösteriliyor. The Economist’in analizine göre, net bir çıkış stratejisi olmadan yürütülen savaş, Trump yönetiminin bölgedeki etkisini aşındırırken Körfez ülkelerinin güvenlik ve dış politika tercihlerini de yeniden şekillendiriyor.
Analizde, Trump yönetiminin İran’ın üst düzey askeri ve siyasi kadrolarına yönelik operasyonlar ile yoğun hava saldırılarının kısa sürede rejim değişikliğine yol açacağını öngördüğü, ancak bu beklentinin gerçekleşmediği belirtiliyor. Çatışmaların uzaması ise hem askeri hem de diplomatik açıdan ABD’nin manevra alanını daraltıyor.
Trump yönetimi, ikinci başkanlık döneminde Orta Doğu’da çatışmalar yerine ticaret, teknoloji ve yatırım odaklı yeni bir bölgesel düzen kurmayı hedefliyordu. Ancak İran savaşı, bu planların önemli ölçüde aksamasına neden oldu.
İsrail ile dört Arap ülkesi arasında ilk Trump döneminde imzalanan İbrahim Anlaşmaları sayesinde bölgesel normalleşme süreci hız kazanmıştı. Trump ayrıca Gazze’de ateşkes sağlanması için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu üzerinde baskı kurarken, bölgedeki insani kriz ise devam ediyor.
Öte yandan ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik düzenlediği saldırılar, Tahran’ın yer altındaki nükleer altyapısına ciddi zarar vermesine rağmen, uluslararası denetçilerin yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyuma erişimini de büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Bu durum, nükleer programın geleceğine ilişkin belirsizlikleri artırdı.
The Economist’e göre savaşın en dikkat çekici sonuçlarından biri de Körfez ülkelerinin dış politika tercihlerindeki değişim oldu.
Bölge ülkeleri, ABD ile güvenlik iş birliğini sürdürmekle birlikte tek bir müttefike bağımlı kalmaktan kaçınan daha çok yönlü bir strateji izlemeye başladı. Bu kapsamda güvenlik ve savunma alanında Türkiye ile ilişkilerin güçlendirilmesi dikkat çekerken, ekonomik, teknoloji ve yatırım alanlarında ise Çin ile iş birlikleri hız kazanıyor.
Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleri, Washington ile ortaklıklarını korurken aynı zamanda Türkiye, İran ve Çin ile siyasi, askeri ve ekonomik ilişkilerini çeşitlendirerek bölgesel riskleri dengelemeyi hedefliyor.
Analizde ayrıca Trump yönetiminin, İran’ın Körfez’deki ABD üslerine yönelik saldırılarının etkisini kamuoyu önünde sınırlı göstermeye çalıştığı değerlendirmesine de yer veriliyor.
The Economist, İran savaşının uzamasının yalnızca Trump’ın siyasi geleceği açısından değil, ABD’nin Orta Doğu’daki güvenilirliği ve uzun vadeli bölgesel etkisi açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.
Analize göre, Washington’ın bölgedeki caydırıcılığı tartışılır hale gelirken, Körfez ülkeleri değişen jeopolitik dengeler doğrultusunda Türkiye’nin güvenlik alanındaki rolünü daha fazla dikkate alıyor ve çok kutuplu bir dış politika anlayışını benimseyerek yeni ortaklıklarını güçlendiriyor.
SON DAKİKA
Az önceSON DAKİKA
Az önceFLAŞ
Az önceEKONOMİ
Az önce
1
Son dakika…İspanya’dan çarpıcı iddia: Dolar yerine Yuan kullanılabilir
1718 kez okundu
2
AFAD duyurdu! Mısır’da 5,3 büyüklüğünde deprem
570 kez okundu
3
Rumların hezeyanı elinde patladı! ‘İsrail bizim için savaşmaz’
428 kez okundu
4
Senaristten üzen haber: Final yapıyor! Kimse beklemiyordu
352 kez okundu
5
5 gollü nefes kesen finalde kupa Dortmund’un!
346 kez okundu
6
Venezuela’daki depremlerde can kaybı yükseldi
339 kez okundu
7
Kudüs Valiliği: İsrail, yeni bir Yahudi yerleşim birimi kurmayı planlıyor
334 kez okundu
8
Türkiye hangi ülkeye satacak? S-400 iddiası Yunanistan’ı vurdu
313 kez okundu
9
Bir belediye daha Yeni Parti’ye geçiyor!
277 kez okundu
10
Başbakan Zeydi’den özel talimat! Dev projede yeni gelişme
274 kez okundu