DOLAR 48,83460,10%
EURO 55,7741-0,19%
ALTIN 6.787,05-0,70
BITCOIN 42079180.84936%
İstanbul
15°

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

12:57

ÖĞLEYE KALAN SÜRE

SenciftlerGroup N11 Mağazası - Güvenli Alışveriş
Türkiye temizlik yapıyor, bazıları neden gürültü çıkarıyor?

Türkiye temizlik yapıyor, bazıları neden gürültü çıkarıyor?

ABONE OL
23 Eylül 2026 09:46
Türkiye temizlik yapıyor, bazıları neden gürültü çıkarıyor?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sözü eğip bükmeden dosdoğru söyleyeyim: eğer “Ailem Güvende” gibi

bir anlayış çerçevesinde İçişleri ve Adalat bakanlarımızdan biri yahut ikisi birden, bir Avrupa ülkesinde olsaydı, şimdiye kadar neredeyse bütün dünyada yaşayan çocuklar adlarını ezbere bilirdi.

Bakın bundan 36 yıl önce Antonio Di Petro adında bir İtalyan savcı, Mani Pulit yani, Temiz Eller operasyonu diye bir arınma süreci başlatmıştı.

17 Şubat 1992 yılında savcı Di Petro tarafından başlatılan arınmanın adının Temiz Eller denmesinin de sebebi şuydu: İtalyan Sosyalist Parti üyesi Mario Chiesa adında bir bürokrat, Milano’daki bir temizlik firmasından rüşvet alırken suçüstü yakalanmıştı.

Bu olay patlak verince Di Petro adında bir savcı çıktı, yanına P. Camillo Davigo ve Gherardo Colombo adlarında iki savcıyı daha alarak bir temizlik başlattılar.

Bu olay kısa süre içerisinde tüm Avrupa’ya ve ardından da dünya’ya yayıldı.

Sadece bizim Türkiye’nin o zamanki medyası günlerce bu olayı manşetlerden indirmemiş ve adeta hafızamıza kazımıştı.

Halbuki bugün Türkiye’de onlarca Temiz Eller operasyonu yapılıyor, dolar fonlamalı medyamızdan ses çıkıyor mu?

Denebilir ki, “efendim İtalya’da bu olaylar çok fazla değil, bir olay olmuş, o da ses getirmiş”.

Tam tersine.

Eğer başlatılan temiz ellerden sonra sadece İtalya’da ortaya çıkarılan yolsuzlukları yazsam roman olur.

En iyisi o konulara bulaşmayalım şimdilik.

MESELE TÜRKİYE’DE BAZI KESİMLERİN İDEOLOJİ KÖRLÜĞÜDÜR

Fakat mesele o değil.

Mesele Türkiye’de bazı kesimlerin ideoloji körlüğü.

Mesele dolar fonlamalı medyanın çıkarına dokunması.

Mesele operasyonların kendi köşklerine kadar yaklaşması.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in göreve geldikleri tarihden bu tarafa, 2026 yılının Şubat ayından Ağustos ayına kadar Türkiye genelinde binlerce operasyon yürütüldü, on binlerce şüpheli hakkında işlem yapıldı.

Bunlardan sadece bazılarının isimlerini hatırlatayım:

Faili meçhul suçların araştırılması,

Yeni nesil suç örgütlerine yönelik operasyonlar,

Alihan Kuriş suç örgütü operasyonu,

FETÖ operasyonları,

Uyuşturucu, yasa dışı bahis, kripto para, sanal kumar, sanal dolandırıcılık ve sokak çetelerine yönelik operasyonlar,

Gümrüklerde yapılan operasyonlar.

En önemlisi de “Ailem Güvende” gibi mükemmel bir isim altında Türkiye genelinde 12 Eylül 2026’ da LGBTİ+ dernekleri, aktivistleri ve çeşitli işletmeleri olmak üzere birçok hedefe yönelik olarak başlatılan adli ve emniyet operasyonudur.

Kaos GL, gibi adı bile sorunlu olan ve Ankara’da 1994 yılında kurulan bir dernek ile, Cetad gibi cinsel rahatsızlıkları tedavi etmek maskesi altında 1998 yılında kurulmuş olan derneklere yapılan operasyonlar ve erişim engelleridir.

Adalet Bakanı Akın Gürlek bu operasyonlarla ilgili olarak;”Türkiye genelinde 15 ilde 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik yasal işlem başlatılmış, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde aralarında Kaos GL Derneği yöneticilerinin de bulunduğu 60’tan fazla kişi gözaltına alınmış, CETAD gibi derneklere ise erişim engeli getirilmiştir”, dedi.

Tabi yapılan bu operasyonlarının sesi derhal Avrupa’dan geldi.

Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç, Finlandiya, İzlanda, Danimarka gibi yedi ülke bir protesto bildirisi yayınlayıp imzaladılar.

Dikkat çekici bir biçimde İtalya’nın Başbakanı Bayan Meloni Türkiye’nin, bu cinsel istismarcı derneklere yaptığı operasyonu protestosto bildirsine imza atmadı.

TARİH ve GÜNÜMÜZ GERÇEKLERİ SAPKINLIKLARI KİMLERİN DESTEKLEYİP SÖYLÜYOR

Bu sapkınlıkların Batıdan devşirildiğini hepimiz biliyoruz.

Türkiye’de ise 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren, 1 Temmuz 2005 yılında yürürlükten kaldırılan, İtalya’dan alınmış ceza kanunu tam 79 yıl yürürlükte kaldı. Körükörüne “Batılılaşma”nın eseri olan bu İtalyan ceza kanunu 1889’dan kalma eski tarihlidir.

Adı Zanardelli Kanunu olarak da bilinen bu kanunun temelleri Fransız Aydınlanma döneminin hümanizmasına dayanır. O da Rene Descartes ve Jean Jack Rousseau’nun öncülük ettiği, dinin dolayısıyla ahlakın dışlanarak aklın ve tabiatın esas alındığı ilkelere dayanır.

79 yıl Türkiye’de yürürlükte kalan bu kanunun sağladığı “hümanist ahlak” ve bugün meydanlara çıkan sapkın ideoloji zaman içerisinde gelişerek bugünkü halini aldı.

Sol, sosyalist, sosyal demokrat örgüt ve partiler tarafından evvela kapitalizmin ürettiği bir ahlak sorunu olarak görüldüğü için 1970’lerde bu sapkınlıklar dışlanıyordu.

Ne var ki 1926’daki ceza kanunu tarafından sağlanan kontrolsüz serbestliği ve 1961 Anayasasının dernek ve sivil toplum kuruluşlarına getirdiği yasal hakları istismar ederek 1970’ den sonra sesini duyurmaya başladılar.

Bu tarihlerden sonra solcu gençlik örgütleri, sivil toplum kuruluşu ve sol siyasi partiler tarafından desteklenmeye ve sahiplenmeğe başlayarak geliştiler.

Özellikle solcu gençler tarafından Üniversitelerde kadın hakları, özgürlük, feminist hareketler, insan hakları gibi başlıklarla seminerler, paneller yapıldı ve bildiriler dağıtıldı.

Üniversiteler arasında Kadir Has Üniversitesi, Friedrich Naumann Vakfı ve Heinrich Böll Stiftung, Friedrich Ebert Stiftung, gibi Alman vakıflardan aldığı parasal destekle çılgınca uygulamalar yapmış, “Kampüs içinde kurulan ‘KHAS+’ gibi cinsel yönelim kulüpleriyle öğrenci kitlesi adeta cinsel içerikli ideolojik bir ablukaya alınmıştı.”

Tepkiler ve baskılar üzerine Kadir Has bu uygulamadan kadın ve aile gibi bir isimle güya çalışmaların yönünü değiştirmiş ama atı alan da Üsküdar’ı geçmiş birçok üniversiteki sol örgütler benzeri kulüpler kurarak yaygınlaşmıştır.

BUGÜN SUÇ ÖRGÜTÜ HALİNE GELEN LGBT GİBİ DERNEK ve KULÜPLERİ DIŞ ÜLKELER İLE TÜRKİYE’DE DE SOL SİYASİ PARTİLER DESTEKLEDİLER

Diğer taraftan 1970’lerden sonra sol ideolojiyi benimseyen istisnasız tüm STK’lar ve partiler de bu cinsel içerikli marjinal hareketleri açıkça desteklemiş ve çoğalarak bugün de birer suç örgütü haline gelmelerine sebep olmuşlardır.

Unutalım mı?

Çeşitli tarihlerde, CHP milletvekilleri; Rıza Türmen, Binnaz Toprak, Aylin Nazlıaka, Şafak Pavey, Sena Kaleli, Aykan Erdemir, Sedef Küçük, Ayşe Danışoğlu, Melda Onur, Sezgin Tanrıkulu, Tufan Köse, Gürsel Tekin, Hülya Güven, Aytuğ Atıcı, Mahmut Tanal, Musa Çam ve şimdiki Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel gibi vekillerin, Kaos GL, Pembe Hayat gibi trans örgütleriyle içli-dışlı olduklarını ve dahası mecliste LGBT Platformu, SPoD ve LİSTAK grupları ile görüşüp aileleriyle basın toplantıları yaptıklarını unutalım mı?

Ayrıca yeni Anayasa uzlaşma komisyonu görüşmeleri sırasında,

AK-PARTİ ve MHP’nin şiddetle karşı çıktığı; CHP ve o zamanki adı ile BDP’nin Anayasanın 10. maddesine ekletmek istedikleri “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ibaresini dayattıklarını unuttuk mu?

CHP’li Kadıköy ve Beşiktaş Belediyeleri Gençlik Kollarının kendi bünyelerinde LGBT Komisyonları kurduklarını, 2014 yerel seçimlerinin hemen ardından Kadıköy, Şişli ve Çankaya belediyelerinin LGBTİ+ ile kendi birimlerinde, cinsel sağlık ve eşitlik birimleri açtıklarını, birlikte protokoller imzaladıklarını görmezden mi gelelim?

Daha bundan 6 ay kadar evvel İstanbul’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü bahanesiyle LGBTİ+ tarafından 24. Feminist Gece Yürüyüşü düzenlendi. “Kurtuluşumuz Feminizmde, Engelleri Aşma ve Sokakta Var Olma”, diye bağıran, CHP’li Kadıköy, Beşiktaş, Sarıyer, Şişli, Bakırköy, Küçükçekmece Maltepe ve Adalar belediyeleri tarafından desteklenmediler mi?

Ayrıca, Kadıköy Rıhtımı ve İskele Meydanı ile Beşiktaş İskelesinde toplanan bu yaratıklar, geçen yılı “Aile Yılı” ilan eden iktidarın politikalarıını kastederek “Aile yılı değil, mücadele yılı” dövizleri taşıdılar.

Trans Dernekleri daha ziyade İnternet aracılığı ile birbirleriyle haberleşiyorlar, bu dernek, kulüp ve örgütlerin 8 Mart 2026 eylemlerine Dem Parti, Sol Parti, İşçi Partisi, Emek Partisi gibi sol ve sosyalist partiler destek verdiler.

DEM ayrıca transçılarn 8 Marttaki yürüyülerine kurumsal destek verdi, Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ve İstanbul Milletvekili Özgür Saki gibi isimler LGBTİ+ nın eylemlerine bizzat katıldılar.

Halkımızın kahir ekseriyeti ise, İçişleri ve Adalet Bakanlarının “Ailem Güvende” operasyonlarını yürekten takdir ediyor.

Ferman Karaçam / Haber 7

fermankaracam@gmail.com

www.fermankaracam.com

ŞençiftlerGroup n11 Mağazası

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
ŞençiftlerGroup n11 Mağazası