DOLAR 49,73040,17%
EURO 55,7165-0,15%
ALTIN 6.441,870,27
BITCOIN 4057381-0.1028%
İstanbul
21°

AÇIK

18:08

AKŞAMA KALAN SÜRE

AHMET ŞENÇİFT

AHMET ŞENÇİFT

18 Ekim 2026 Pazar

DOĞU TÜRKİSTAN YAZI DİZİSİ • 7. BÖLÜM

DOĞU TÜRKİSTAN YAZI DİZİSİ • 7. BÖLÜM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

DIJITAL KAFES

Gözetim, veri toplama ve gündelik hayatın görünmez sınırları

Bir insanın sürekli izlendiğini düşünmesi davranışını değiştirir. Yedinci bölüm, Xinjiang’daki veri tabanları, kontrol noktaları ve algoritmik risk işaretleme sistemleri üzerinden dijital gözetimin insan hakları boyutunu inceliyor.

Gözetim ne zaman baskıya dönüşür?

Kamera, kimlik kontrolü veya polis veri tabanı tek başına insan hakları ihlali değildir. Modern devletlerin güvenlik sistemleri vardır. Sorun, gözetimin belirli bir etnik veya dinî topluluğu topluca risk kategorisine sokması, sıradan davranışları şüphe işareti sayması ve yanlış işaretlenen kişinin etkili itiraz yoluna sahip olmamasıdır.

IJOP’un ortaya çıkardığı tablo

Human Rights Watch 2019’da Xinjiang polisinin Entegre Ortak Operasyonlar Platformu (IJOP) ile bağlantılı mobil uygulamasını tersine mühendislik yöntemiyle inceleyerek hangi verilerin toplandığını analiz etti. Rapora göre sistem; telefon, araç, kimlik kartı, elektrik tüketimi, seyahat ve sosyal davranış gibi geniş bir veri yelpazesini kullanabiliyor ve belirli davranışları “şüpheli” olarak işaretleyebiliyordu.

Yasal davranışın risk işaretine dönüşmesi

HRW’nin en kritik bulgularından biri, bazı tamamen yasal davranışların ek inceleme nedeni olabilmesiydi: akıllı telefon kullanmayı bırakmak, komşularla yeterince sosyalleşmemek veya cami için bağış toplamak gibi. Bir güvenlik sisteminin davranış bağlamını kaybetmesi, algoritmik ayrımcılık ve keyfî gözaltı riskini büyütür.

Mahremiyet ve hareket özgürlüğü

OHCHR 2022, bölgede mahremiyet ve hareket özgürlüğüne yönelik ciddi kısıtlamaları genel hak ihlalleri tablosunun parçası olarak değerlendirdi. Dijital gözetim, fiziksel kontrol noktalarıyla birleştiğinde görünmez sınırlar yaratabilir: kişi resmi olarak serbesttir ama nereye gideceği, kiminle görüşeceği veya hangi iletişim aracını kullanacağı fiilen denetlenir.

“Dijital gözetimin en ağır etkisi, insanın izlenmediği anda bile izlendiğini düşünmesidir.”

2026’da neden hâlâ güncel?

HRW’nin 2026 değerlendirmesi kitlesel gözetimin devam ettiğini bildiriyor. Teknoloji değişse de temel hukuk sorusu aynı kalıyor: devlet hangi veriyi hangi amaçla topluyor, ne kadar süre saklıyor, kimlerle paylaşıyor ve bireyin yanlış kaydı düzeltme hakkı var mı? Şeffaflık yoksa teknoloji güvenlik aracı olmaktan çıkıp hesap vermez bir iktidar aracına dönüşebilir.

Dijital haklar da insan hakkıdır

Doğu Türkistan dosyası, dijital çağda azınlık haklarının nasıl korunacağına dair küresel bir ders niteliği taşıyor. Bugün Uygurlar için sorulan sorular yarın başka toplumlar için de sorulacaktır. Mahremiyet ve ayrımcılık yasağı, teknolojinin hızına göre küçülmemelidir.

YAYIN İLKESİ

Bu yazı dizisi Çin halkına veya herhangi bir etnik gruba karşı nefret dili kullanmaz. Eleştiri devlet politikaları, mevzuat, uygulamalar ve doğrulanabilir insan hakları bulgularına yöneliktir. Tartışmalı hukuki nitelemeler, kaynağı ve kesinlik derecesi belirtilerek aktarılır.

KAYNAK NOTLARI

Human Rights Watch — China: How Mass Surveillance Works in Xinjiang, 2019: Kaynağı aç

Human Rights Watch — China’s Algorithms of Repression, 2019: Kaynağı aç

OHCHR — Xinjiang Assessment, 2022: Kaynağı aç

Human Rights Watch — China: Decade of Impunity, 2026: Kaynağı aç

DEVAM EDECEK

Gelecek bölüm: Kadın Bedeni Üzerinde Politika

Devamını Oku

DOĞU TÜRKİSTAN YAZI DİZİSİ • 6. BÖLÜM

DOĞU TÜRKİSTAN YAZI DİZİSİ • 6. BÖLÜM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ÜRETIM HATTINDAKI SORU

Zorla çalıştırma iddiaları ve dünya tedarik zincirlerinin sorumluluğu

Bir ürün ucuz olabilir; fakat gerçek maliyeti yalnızca etikette yazmaz. Altıncı bölüm, Uygurların zorla çalıştırıldığına ilişkin BM değerlendirmesini, Çin’in reddini ve şirketlerin tedarik zinciri sorumluluğunu inceliyor.

Zorla çalıştırma nedir?

Bir işçinin ücret alması, işin otomatik olarak özgür iradeyle yapıldığı anlamına gelmez. Uluslararası Çalışma Örgütü yaklaşımında tehdit, cezalandırma korkusu, hareket kısıtlaması, belgeye el koyma veya işi reddetmenin ağır sonuçları gibi göstergeler zorla çalıştırma değerlendirmesinde önemlidir. Xinjiang tartışması da tam olarak bu gönüllülük meselesinde düğümleniyor.

BM Özel Raportörünün sonucu

BM’nin çağdaş kölelik biçimleri Özel Raportörü Tomoya Obokata 2022 raporunda, mevcut bilgilerin bağımsız değerlendirmesi sonucunda Uygur, Kazak ve diğer etnik azınlıklar arasında tarım ve imalat sektörlerinde zorla çalıştırmanın gerçekleştiği sonucuna varmanın “makul” olduğunu yazdı. Raporda mesleki eğitim merkezleriyle bağlantılı iş yerleştirmeleri ile yoksulluğu azaltma amaçlı işgücü transfer programları iki ayrı sistem olarak ele alındı.

Çin ve ILO boyutu

Çin bu iddiaları reddediyor. ILO Uzmanlar Komitesi’nin 2024’te kabul edilip 2025’te yayımlanan gözleminde Çin hükümetinin, Xinjiang’da zorla çalıştırmanın bulunmadığını; etnik grupların işlerini özgürce seçtiğini ve haklarının korunduğunu belirttiği kaydedildi. Böylece tartışma yalnızca sivil toplum raporlarıyla değil, uluslararası çalışma standartlarıyla da yürütülüyor.

Tedarik zinciri neden önemli?

HRW 2026, Xinjiang’daki devlet dayatmalı zorla çalıştırma riskinin otomotiv, güneş paneli, tekstil, deniz ürünleri, tarım ürünleri ve kritik mineraller gibi küresel sektörlere uzandığını bildirdi. Bir markanın Xinjiang’la bağlantısı, tek başına ihlal kanıtı değildir; fakat bağımsız denetimin kısıtlı olduğu bir bölgede şirketin özen yükümlülüğü daha da ağırlaşır.

“Bir ürünün etiketi fiyatı gösterir; insan hakları maliyetini ise ancak şeffaflık gösterir.”

Tüketici ne yapabilir?

Hak temelli yaklaşım boykot çağrısından önce doğrulamayı gerektirir. Şirketin tedarikçi listesini açıklayıp açıklamadığı, hammaddenin menşeini izleyip izlemediği, bağımsız denetim koşullarının gerçekten var olup olmadığı ve zorla çalıştırma riskini nasıl ele aldığı sorulabilir. Kurumsal şeffaflık, tüketiciyi slogan ile kanıt arasında seçim yapmak zorunda bırakmamalıdır.

Emek hakkı milliyet tanımaz

Uygur işçinin özgür çalışma hakkını savunmak, Çinli işçiye veya Çin ekonomisine düşmanlık değildir. Aynı standart dünyanın her yerindeki işçiler için geçerli olmalıdır: çalışma özgür iradeye dayanmalı, ayrımcılık yapılmamalı ve şirketler kârın arkasındaki insan hakları maliyetini görmezden gelememelidir.

YAYIN İLKESİ

Bu yazı dizisi Çin halkına veya herhangi bir etnik gruba karşı nefret dili kullanmaz. Eleştiri devlet politikaları, mevzuat, uygulamalar ve doğrulanabilir insan hakları bulgularına yöneliktir. Tartışmalı hukuki nitelemeler, kaynağı ve kesinlik derecesi belirtilerek aktarılır.

KAYNAK NOTLARI

UN Special Rapporteur on Contemporary Forms of Slavery — A/HRC/51/26, 2022: Kaynağı aç

ILO CEACR — Observation adopted 2024, published 2025: Kaynağı aç

Human Rights Watch — China: Decade of Impunity for Crimes Against Uyghurs, 2026: Kaynağı aç

DEVAM EDECEK

Gelecek bölüm: Dijital Kafes

Devamını Oku

DOĞU TÜRKİSTAN YAZI DİZİSİ • 5. BÖLÜM

DOĞU TÜRKİSTAN YAZI DİZİSİ • 5. BÖLÜM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İNANÇ, DIL VE HAFIZA

Bir halkın kültürel alanı daraldığında geriye ne kalır?

Beşinci bölüm camilerden dil eğitimine, dinî düzenlemelerden kültürel mirasa uzanıyor. Temel soru şu: Güvenlik ve “Çinlileştirme” politikaları, Uygurların inanç ve kültür özgürlüğü üzerinde hangi sınırları doğuruyor?

Kültür yalnızca folklor değildir

Bir halkın kültürü kostüm, müzik veya turistik gösteriden ibaret değildir. Dilin evde ve okulda yaşaması, ibadetin korkusuzca yapılabilmesi, mezarlıkların ve tarihî yapıların korunması, kitapların basılabilmesi ve çocukların aile hafızasını öğrenebilmesi kültürel hayatın gerçek ölçüleridir.

2024 din düzenlemeleri

Human Rights Watch, 1 Şubat 2024’te yürürlüğe giren Xinjiang din düzenlemelerinin “dinlerin Çinlileştirilmesi” yönünü güçlendirdiğini bildirdi. Düzenlemeler ibadet yerlerinin mimarisinden dinî öğretinin yorumlanmasına kadar çeşitli alanlarda “Çin özellikleri” ve sosyalist değerlerle uyum şartlarını öne çıkarıyor. Bu, devletin din alanına ne ölçüde müdahale edebileceği sorusunu büyütüyor.

Çin’in resmî savunması

Çin hükümetinin 2021 beyaz kitabı farklı bir tablo çiziyor: vatandaşların inanma veya inanmama özgürlüğünün hukukla korunduğunu, hiçbir kişinin dini nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiğini ve yalnızca yasadışı faaliyetler ile aşırılığın hedeflendiğini savunuyor. Bu savunma, norm ile uygulama arasındaki farkın araştırılmasını gerekli kılıyor.

Dil ve asimilasyon tartışması

Mandarin öğrenmek bir hak ihlali değildir; çok dilli toplumlarda ortak dil politikaları meşru olabilir. Sorun, Uygurcanın eğitim ve kamusal hayatta kalıcı biçimde geriletilmesi, ana dilde yayın ve eğitim alanının daralması veya dil tercihinin siyasi sadakat ölçütüne dönüşmesidir. Kültürel haklar, ortak yurttaşlık ile ana dil arasında seçim yapmaya zorlanmama hakkını da içerir.

“Bir halkın hafızası susturulduğunda kaybolan yalnızca geçmiş değil, gelecektir.”

Mekânların hafızası

Camiler, türbeler, mezarlıklar ve tarihî mahalleler yalnızca taş ve toprak değildir. Kültürel mirasın fiziksel biçimleri bir toplumun kendisini geçmişle ilişkilendirmesini sağlar. Yıkım, yeniden inşa veya mimarinin dönüştürülmesi gibi uygulamalar incelenirken somut yer, tarih, izin belgesi ve bağımsız görsel kanıtlar kullanılmalıdır; genelleme yerine doğrulanmış örnekler tercih edilmelidir.

Savunulması gereken ilke

Uygurların dinini ve dilini savunmak, başka bir dili veya kültürü düşman ilan etmek değildir. İnsan hakları yaklaşımı çoğulculuğu esas alır: devletin ortak kamusal alan kurma hakkı vardır; fakat bu hak, bir azınlığın inancını, dilini ve tarihini görünmezleştirme yetkisine dönüşmemelidir.

YAYIN İLKESİ

Bu yazı dizisi Çin halkına veya herhangi bir etnik gruba karşı nefret dili kullanmaz. Eleştiri devlet politikaları, mevzuat, uygulamalar ve doğrulanabilir insan hakları bulgularına yöneliktir. Tartışmalı hukuki nitelemeler, kaynağı ve kesinlik derecesi belirtilerek aktarılır.

KAYNAK NOTLARI

Human Rights Watch — China: Religious Regulations Tighten for Uyghurs, 2024: Kaynağı aç

OHCHR — Xinjiang Assessment, 2022: Kaynağı aç

China Government — Respecting and Protecting the Rights of All Ethnic Groups in Xinjiang, 2021: Kaynağı aç

DEVAM EDECEK

Gelecek bölüm: Üretim Hattındaki Soru

Devamını Oku

DOĞU TÜRKİSTAN YAZI DİZİSİ • 4. BÖLÜM

DOĞU TÜRKİSTAN YAZI DİZİSİ • 4. BÖLÜM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AILEDEN KOPARILAN ÇOCUKLUK

Yatılı okullar, devlet kurumları ve sınırların ayırdığı aileler

Bir insan hakları krizinin en sessiz mağdurları çoğu zaman çocuklardır. Bu bölüm, ebeveyn gözaltıları, yatılı eğitim kurumları, aile temasının kopması ve diasporadaki anne-babaların yıllarca süren belirsizliğini inceliyor.

Bir çocuğun suçu olmaz

Bir ebeveyn gözaltına alındığında ceza veya idarî tedbir yalnızca yetişkini etkilemez. Evde kalan çocuk, bakım düzenini, okulunu, dil çevresini ve güven duygusunu kaybedebilir. Doğu Türkistan’daki aile ayrılıkları tartışmasının en ağır boyutu da budur: yetişkinler hakkındaki güvenlik politikaları çocukların hayatında kalıcı sonuçlar yaratmıştır.

Devlet kurumlarında büyümek

Human Rights Watch 2019’da, ebeveynleri gözaltına alınan veya yurtdışında bulunan bazı Uygur çocukların devlet tarafından işletilen “çocuk refahı” kurumları ve yatılı okullarda tutulduğunu bildirdi. Bu kurumların tamamı aynı koşullara sahip değildir. İnsan hakları açısından kritik soru, çocuğun gerçekten korunmaya mı alındığı, yoksa aile bağının gereksiz ve orantısız biçimde mi kesildiğidir.

Dil yalnızca ders değildir

Çocukların eğitim dili, kültürel kimlik hakkının önemli parçalarından biridir. Mandarin eğitimi tek başına hak ihlali değildir; ancak Uygurcanın sistematik biçimde marjinalleştirilmesi, çocukların aile diliyle bağının kopması veya ebeveynlerin dil tercihlerinin yok sayılması ayrı bir tartışmadır. Eğitim politikası, entegrasyon ile asimilasyon arasındaki çizgiyi burada belirler.

Sınırlar içindeki ve dışındaki aileler

OHCHR, yurtdışındaki Uygurların bölgedeki yakınlarıyla temas kurmakta ciddi zorluklar yaşadığını ve ailelerin uzun süre ayrıldığını kaydetti. Bir anne veya baba için çocuğunun nerede yaşadığını, hangi okulda olduğunu, sağlık durumunu bilmemek sadece kişisel trajedi değildir; devletin aile hayatına saygı yükümlülüğüyle doğrudan ilgilidir.

“Bir çocuğun ailesine kavuşma hakkı, hiçbir siyasi tartışmanın dipnotu olamaz.”

Resmî anlatı ve sorulması gerekenler

Çin yönetimi yatılı eğitim ve çocuklara dönük sosyal hizmetleri eğitim kalitesini, fırsat eşitliğini ve yoksullukla mücadeleyi geliştiren politikalar olarak anlatıyor. Bu savunma, somut soruları ortadan kaldırmaz: ebeveyn rızası var mı, çocuk aileyle düzenli görüşebiliyor mu, kendi dilini kullanabiliyor mu, kurumdan ayrılma ve aile yanına dönme mekanizması var mı?

Çocuğun adı siyasetten önce gelir

Doğu Türkistan meselesini anlatırken çocukları propaganda nesnesine çevirmekten kaçınmak gerekir. Yüzleri, isimleri ve hikâyeleri paylaşılırken güvenlik ve mahremiyet gözetilmelidir. Hak savunusunun ölçüsü, çocuğun acısını büyütmek değil; onun aile, kimlik ve güvenlik hakkını somut biçimde korumaktır.

YAYIN İLKESİ

Bu yazı dizisi Çin halkına veya herhangi bir etnik gruba karşı nefret dili kullanmaz. Eleştiri devlet politikaları, mevzuat, uygulamalar ve doğrulanabilir insan hakları bulgularına yöneliktir. Tartışmalı hukuki nitelemeler, kaynağı ve kesinlik derecesi belirtilerek aktarılır.

KAYNAK NOTLARI

Human Rights Watch — China: Xinjiang Children Separated from Families, 2019: Kaynağı aç

OHCHR — Xinjiang Assessment, 2022: Kaynağı aç

Human Rights Watch — China: Decade of Impunity for Crimes Against Uyghurs, 2026: Kaynağı aç

DEVAM EDECEK

Gelecek bölüm: İnanç, Dil ve Hafıza

Devamını Oku

DOĞU TÜRKİSTAN YAZI DİZİSİ • 3. BÖLÜM

DOĞU TÜRKİSTAN YAZI DİZİSİ • 3. BÖLÜM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KAMP SONRASI HAPISHANE

Uzun cezalar, kayıp yıllar ve görünmezleşen insanların dosyası

Kamplar dünya gündeminden çekildiğinde baskının bittiğini sanmak kolaydı. Oysa 2026’daki değerlendirmeler, yüz binlerce Uygur ve diğer Türkî Müslümanın hâlâ haksız veya keyfî biçimde hapiste tutulduğunu bildiriyor.

Kamp tabelasından mahkeme dosyasına

Doğu Türkistan tartışmasının ikinci evresi, bazı eğitim merkezlerinin kapanmasıyla birlikte daha az görünür hale geldi. Gözler yüksek duvarlı kamp binalarından çekilirken, uzun süreli hapis cezaları, kapalı yargılamalar ve ailelerin haber alamadığı mahkûmlar öne çıktı. Human Rights Watch 2026’da, birkaç yüz bin Uygur ve diğer Türkî Müslümanın hâlâ haksız biçimde hapiste bulunduğunu bildirdi.

Aydınlar neden önemli?

Bir toplumun öğretmeni, akademisyeni, yazarı veya yayıncısı yalnızca birey değildir; hafızanın taşıyıcısıdır. HRW, ekonomist İlham Tohti, antropolog Rahile Dawut, doktor Gulshan Abbas, yazar Yalqun Rozi ve teknoloji girişimcisi Ekpar Asat gibi isimleri uzun süreli hapis bağlamında anıyor. Bu isimlerin her dosyası farklıdır; ortak soru ise devlet güvenliği suçlamalarının ne ölçüde bağımsız ve şeffaf bir yargı sürecinden geçtiğidir.

Belirsizlik de bir hak ihlaline dönüşebilir

Ailelerin tutuklunun tam yerini, sağlık durumunu veya mahkûmiyet gerekçesini bilmemesi yalnızca psikolojik bir acı değildir. İnsan hakları hukukunda keyfî gözaltı, zorla kaybetme ve aile hayatına saygı gibi alanlarla kesişen ciddi bir sorundur. OHCHR 2022 değerlendirmesi de diasporadaki Uygurların aileleriyle temaslarının kopmasına ve akıbet belirsizliğine dikkat çekti.

Güvenlik suçlaması her şeyi çözmez

Devletler şiddet eylemlerini ve gerçek güvenlik tehditlerini soruşturma hakkına sahiptir. Ancak “terörizm”, “aşırılık” ve “ayrılıkçılık” gibi kavramlar aşırı geniş tanımlandığında, barışçıl ifade, dinî pratik, akademik çalışma veya kültürel faaliyet de ceza hukukunun alanına sürüklenebilir. Sorulması gereken soru, suçlamanın etiketi değil; delilin niteliği ve yargının bağımsızlığıdır.

“Bir mahkûmun dosyası kapalıysa, gazetecinin görevi hüküm vermek değil soruları açık tutmaktır.”

Basın için doğru soru

Bir kişiyi “siyasi mahkûm” ilan etmek yerine, mahkeme kararının kamuya açık olup olmadığı, avukata erişimin sağlanıp sağlanmadığı, duruşmaların şeffaflığı ve suçun uluslararası hukukta meşru sayılan ifade veya kültürel faaliyeti kapsayıp kapsamadığı sorulmalıdır. Böyle bir yöntem, hem mağduru görünür kılar hem de haberin hukuki savunmasını güçlendirir.

Özgürlük geri verilebilir mi?

Bir insanın on yılını geri vermek mümkün değildir. Bu nedenle hesap verebilirlik yalnızca gelecekteki ihlalleri önleme meselesi değil; geçmişte kaybedilen yılların kayda geçirilmesi meselesidir. Bu yazı dizisi, mahkûmların isimlerini bir sloganın parçası değil, hukuk ve insanlık sorusunun somut yüzleri olarak ele almaya devam edecek.

YAYIN İLKESİ

Bu yazı dizisi Çin halkına veya herhangi bir etnik gruba karşı nefret dili kullanmaz. Eleştiri devlet politikaları, mevzuat, uygulamalar ve doğrulanabilir insan hakları bulgularına yöneliktir. Tartışmalı hukuki nitelemeler, kaynağı ve kesinlik derecesi belirtilerek aktarılır.

KAYNAK NOTLARI

Human Rights Watch — China: Decade of Impunity for Crimes Against Uyghurs, 2026: Kaynağı aç

Human Rights Watch — World Report 2026: China: Kaynağı aç

OHCHR — Xinjiang Assessment, 2022: Kaynağı aç

DEVAM EDECEK

Gelecek bölüm: Aileden Koparılan Çocukluk

Devamını Oku